Yönlendirmeler Toplumun Yapısını Bozuyor

İnsanın diğer varlıklardan en üstün özelliği: Özgür irade.

Yani kişinin bir zorlama ve baskı altında olmadan kendi istek ve iradesiyle bir şeye karar verme ve ona göre davranma yetisi… Çok ilginçtir, demokrasi de insana özgür irade verdiğini iddia eder. İnsanın önüne seçenekler sunar ve birini seçmesini ister ama “gerçek çözüm seçenekler arasında var mıdır?” sorusunu sordurmaz hiçbir zaman. Aslında iradenin tek varlığı olan seçenekleri sunarken bile algıları yönlendirir ve özgürlükleri gasp eder.

Gazetecinin biri, akıl hastanesinin doktoruna sorar:
– Bir akıl hastasının iyileşip iyileşmediğini nasıl bekliyorsunuz?
Doktor:
Bir küveti suyla dolduruyoruz. Sonra da hastaya; bir çay kaşığı, bir Fincan, bir kepçe, bir de kova veriyoruz ve bunlardan hangisini kullanırsa küveti daha hızlı bir şekilde boşaltabileceğini soruyoruz.
Gazeteci:
“Kovayı tercih eden hastanın iyileştiğine kanaat getiriyorsunuz herhalde?” diye sorduğunda;

Doktor:
“Hayır, küvetin tıpasını çekip suyu boşaltanın iyileştiğini düşünüyoruz.” cevabını verir.

Yönlendirmeler toplumun yapısını bozuyor

Evet, çözüm bazen bize sunulan alternatiflerin dışında olabiliyor. Doğru tercihi yapmak ve çözüme ulaşmak ıçin kasıtlı yapılan yönlendirmelere karşı sağlam bir zihinsel altyapı oluşturmak gerekir. Toplumlar üzerinde büyük sosyolojik değişimler ve çözülmeler oluşturmak isteyen güçler, hedeflerine ulaşmak için; kitleleri belli noktalara odaklamaya çalışırlar. Bunu yaparken birbirinden farklı onlarca yöntem kullanırlar: Yönlendirmelere karşı, bireylerin akliselimle hareket edebilmesi için; yaradılış gayesine uygun hedeflere odaklanmalan gerekir. Yeni bir takım fikirlerin kabulünü kolaylaştırmak için eski değerlere saldırarak onları gözden düşürmeye çalışmak, giysilerde belli biçim ve işaretleri kullanarak mesaj vermek, Toplumu ve bireyi gergin halde tutmak için senaryolar üretmek, Bilinçaltında insanın nersine hitap eden duyguların aşırı şekilde uyarılmasını sağlamak, Bireyleri parasal kaynaklar üzerinden bağımlı hale getirmek; bu yöntemlerden bazılarıdır. Bunların tek başına kullanılması bireyi veya toplumu yönlendirmede çok fazla etkili değildir. Fakat birleşik halde, tahminlerin çok ötesinde kontrol başarısı sağlayabilir. Özellikle ülkemizdeki birçok anormal toplumsal davranışın altında bu tip nedenlerin yattığı söylenebilir. Zihinsel yönlendirmelerin ustaca gizlenerek yapılması, toplum üzerindeki etkirıliğini arttırır ve farkında olmadan bozuk toplumsal değerlerin oluşmasna sebep olur. Hollywood filmterindeki kahramanlık temalannı ve izlenme rekorları kırdırılan dizilerde bize öğütlenen yaşam tarzlarını şöyle bir düşünmek yeter aslında. Öyle ki; artık insanların hayrına bir takım soylemlerde bulunmak, toplumun genel algısına ters düştüğü için ayıplanır hale geliyor. İnsanları sömürü düzeninin kölesi haline getirmek isteyen toplumsal yönlendirmelere karşı, bireylerin aktıselimle hareket edebilmesi için; yaradılış gayesine uygun hedeflere odaklanmaları gerekir. Zira bütün insanlığın saadeti için gayret gösteren kimseler, menfi yönlendirmelerden en az etkilenen kişilerdir. Eğer bir toplumdaki insanlar, büyük oranda nefsani ihtiyaçlarını karşılamayı birinci öncelik edinmişse, zihinleri yönlendirmek isteyenlerin işi de oldukça kolaylaşır. Dikkat yoğunlaşması olarak da ifade edilen odaklanma: bakmak ve görmek arasındaki farkın kaynağını oluşturur. Doğru, faydalı, iyi ve adaletli değerlere odaklanmışsak, zihinsel yönlendirmeten bertaraf edebiliriz. Baktiğımızda, savunduğumuz değerlerin dikey bir düzlemde olduğunu görebiliyorsak; bize “yazı mi, tura mı?” diye sorulduğunda, ”dik” diyebilme cesaretini gösterebiliriz. Doğru tercihler yapmanız temennisiyle…