Suyun Hazırına Konmayın !

Su içmeyi alışkanlık haline getiremeyenler, bu yazı ile yeni bir başlangıç yapabilmenizi temenni ediyoruz.

Çünkü su candır!
Kainatın sudan yaratıldığı, yeryüzünün büyük kısmının su ile kaplı olduğu ve insan vücudunun da büyük kısmının sıvı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. O sebeple diyoruz ki su hayattır.

Standartlara göre bir erkeğin ağırlığının yüzde altmışı, kadınların ise yüzde ellisi sudur. Yeni doğan bebekler için bu oran daha da yüksektir. Yaklaşık olarak yüzde 80 civarındadır. İnsan beyninin ve akciğerin yaklaşık yüzde 90’ı sudur. İnsan vücudunun neredeyse bütün fonksiyonlarında suyun ciddi bir etkisi var. O sebeple yetersiz su demek, sinir sistemlerinde bozukluk ile başlayarak, yorgunluk, denge kaybı, dikkatsizlik, stres gibi bir çok rahatsızlığın gün yüzüne çıkması demektir. Bu rahatsızlıklar kısa vadede atlatılabilir gibi görünüyor. Fakat süreklilik olması durumunda bir çok hastalığın temel kaynağı olabilir. Bir insanın sinir sisteminin bozuk olması demek o insanda bütün hastalıklara elverişli bir ortam oluşması demektir.

Yeryüzünde sadece insan değil, canlı ve cansız bütün varlıklar su ile beslenir. Susuz toprak dahi ölüyor ve verimsiz hale geliyor. İşte bu nedenle kelimenin tam manası ile diyoruz ki, su: candır.
su-icmek
Suyun en büyük vazifelerinden biri taşıyıcı olması. Hem doğal-coğrafik açıdan hem insan vücudu açısından bu özelliğe sahiptir. Örnek verecek olursak, yağmurlar havada bulunan kiri ve tozu temizlerken, yine aynı şekilde yeryüzündeki pislikleri de taşıyarak temizler. Akarsular, taşıdıkları atık ve alüvyal malzemeler ile doğaya belli bir katkı da bulunur.

Su, insan vücudunda ise hücrelere oksijen ve besin taşıyarak hücrelerin canlı kalmasını sağlar. Böbrekler için de aynı değere sahip olan su, böbrekleri yeniler, toksinleri atmayı sağlar. Vücut sıcaklığını dengeler. Cildin yenilenmesini sağlar. Tükürük salgısı ile besinlerin enziminde ciddi bir yardımcıdır. Ve daha buna benzer, her organ için bu derece önemli etkileri vardır.

Bunun yanında su tüketimi eksilmeye yada yetersiz kalmaya başladığında yukarıda sayılanlardan daha fazla işlem yerine gelmez ve kalıcı sorunlar gün yüzüne çıkmaya başlar.

Suyun fizyolojik boyutunun yanında psikolojik de etkisi vardır. Su yetersizliği sebebi ile sinir sistemlerinin düzenli çalışmaması insan psikolojisini ciddi manada yıpratır.

Diğer içecekler suyun yerini tutar mı?
su
Su dışındaki diğer bütün sıvılar suyun yerini alamaz. Elbette kendilerine göre sütün, meyve suyunun, çayın, kahvenin vs. faydası olabilir. Fakat bu suyun yerini alacak manasına gelmez. Su öyle bir nimettir ki, onun yerini dolduracak hiç bir sıvı yoktur.

Şimdi konumuzun hem en önemli hem de üzücü kısmına geldik.

Şunu belirtelim ki, biz suyun öneminin çok az bir kısmına değinebildik. İnternet mecrasında araştırma yaparak bu konu hakkında detaylı ve çok daha fazla bilgiye ulaşmanız mümkündür.

Bizim burada değinmek istediğimiz konu kısaca suyun önemi. Fakat bizim bahsettiğimiz su ölü su değil.

Nedir ölü su?

Damacanalarda, pet şişeler ve çeşitli kaplarda günlerce beklemiş su, ölü sudur. Akarsu, çeşme, göze gibi doğal kaynaklardan çıkan su ile pet şişelerde bulunan beklemiş ve ölmüş suların arasında büyük fark vardır. Bir defa bu plastik kapların insan sağlığına ciddi zararları olduğu bilim adamları tarafından ispatlanmış bir gerçektir. Hatta bu plastiklerin güneş ışığına maruz kalmış olması, içindeki suyun faydadan çok zararı olacak demektir. Bununla birlikte bekleyen sularda zamanla bakteri ve çeşitleri üremektedir.

Bilinen bir gerçek var ki, bilinçsizce ölü su tüketiyoruz…
Nasıl mı?
Alkali olmayan suyu tükettiğinizde, ölü su tüketmiş olursunuz… Bu tür suları ne kadar çok tüketirsek tüketelim, yine de vücut susuz kalmakta… Kapalı su, damacana su, doğal su vs. adı altında kim bilir, içindeki mineraller alınmış ve bedene hiç bir faydası olmayan suları ne kadar fazla tüketiyoruz…

Sınırsız su içinde, susuz yaşıyoruz !

Üzülerek belirtelim ki, ülkemiz kaynak su cenneti olmasına rağmen, pet şişelerde aylarca beklemiş suları içen bir millet haline geldik. Küçük şehirlerde ve ilçelerde dahi her türlü kaynak suyu içme imkanımız varken, market ve bakkallardan hazır su alma hastalığı her tarafa yayılmış durumda.

Ne yazıktır ki, ülkemiz içme suyu konusunda çok yanlış bir yol izlemektedir. Bir çok ülke içme suyunu dahi ithal ederken, bir su cenneti olan ülkemizde hazır pet şişe suyu içmek ne kadar mantıklıdır?

Yöneticilerimizden talebimiz bu konuda ciddi yatırımlar ve hamleler yapmaları yönündedir.

Su tüketimi ile ilgili önemli notlar:

  • Su içmek için susamanız gerekmiyor. Susamadan su içme alışkanlığınızı geliştirin.
  • Yemeklerden 10-15 dakika önce su için.
  • Yatmadan evvel mutlaka su için.
  • Günde en az 8 bardak su tüketin.
  • Her zaman midenizin üçte birinin su olmasını gerektiğini unutmayın.
  • Ofisinizde, evinizde, çalışma masanızda, size kolayca su içmeye teşvik edecek sürahiler bulundurun. Böylece kendiniz su içmeye teşvik edin.
  • Suyu basit plastik kaplarda değil, cam içinde muhafaza edin.