Erzincan Kemaliye (Eğin)

KEMALİYE eski adıyla EĞİN; Erzincan, Elazığ, Malatya, Tunceli ve Sivas illeri arasında, Erzincan’a bağlı bir ilçemizdir. Fırat nehrinin Karasu kolu üzerinde, nehrin Keban Baraj gölüne dönüştüğü, sarp kayalık yamaçlarla çevrili yemyeşil vadilerden oluşan bir coğrafyada yer almaktadır. Özgün mimari dokusu, tarihi eserleri, doğal ve yaban hayatı, kültürel değerleri, endemik türler içeren flora ve faunasıyla, keşfedilmemiş bir turizm beldesidir.

kemaliye-erzincan

Şehir merkezi denizden 900-1000 metre, köyleri ise 1000-1700 metre yükseklikte kurulmuştur. Kemaliye; Munzurve Sarıçiçek dağları eteklerinde sarp kayalıklar arasında gizli yeşil bir cenneti andırır.

Eskiden Eğin olarak adlandırılan bu şirin yöremiz 1922 yılında Kurtuluş savaşında ilçe halkının Kuvay-i Milliye güçlerine maddi manevi katkılarından dolayı Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendi adına izafeten KEMALİYE olarak değiştirilmiştir.
Kemaliye ve çevresine yerleşen ilk grupların Kafkasya üzerinden Anadolu’ya inen Orta Asya Türkleri’nden olduğu belirtilmektedir. Osmanlı döneminde Kemaliye’ye Et Kethüdalığı ve daha sonrada Odun ve Kömür ve Rumlar ile birlikte yaşayan Kemaliyeliler, sanatta ve ticarette çok ileri seviyelere gitmiştir. Yakın zamana kadar iplikçilik, dokumacılık, halıcılık, dericilik, ayakkabıcılık ve sarraflık ile uğraşmış, Antep’ten Malep’e, Şam’dan Bağdat’a kadar bir çok yöreye ürettiklerini kervanlarla taşımıştır. Daha sonradan ipek yolunun önemini kaybetmesiyle yöre halkı ekonomik sıkıntılardan dolayı İstanbul’a yönelmiş ve gurbetçiliğe dayanan bir ekonomi oluşmuştur. Kemaliye’nin istanbul, Ankara gibi illere, uzak olması, az tanınmasının ve yıllarca kitlesel turizm faaliyetlerinden yararlanamamasının yanında kültürel ve doğal yapısınında korunmasına vesile olmuştur.
Kemaliye, ÇEKÜL VAKFI’nın “7 BÖLGE 7 KENT” projesinde yer alan yerleşimlerden biridir. Aynı zamanda TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ’ nin kurucu üyesidir. ÇEKÜL VAKFI Kemaliye’yi Anadolu’dan UNESCO’ya aday kentlerden biri olarak göstermiştir. Yöre, tarihi dokusunun tamamına yakınını muhafaza etmiş olup, çevresiyle beraber Doğa ve Kültür Turizmi için büyük bir potansiyel oluşturmaktadır.
2005 yılından itibaren kent merkezi tarihsel dokusunun korunması gayesiyle SİT alanı ilan edilmiştir.

Kemaliye Tarihi Köprü

kemaliye-kopru

Evliya Çelebi’den 4. Sultan Murat’a, Moltke’den Jules Joseph Augustine Laurens’e ipek yolu gezginlerinden, Salim Ağalardan Kazım Karabekir Paşa’ya kadar yüzlerce ünlü gezgin, komutan, tarihçi geçtiler biribirinden güzel köprülerinden Kemaliye’nin. Zaman içerisinde yolculuk yaptılar. Kayalardan fışkıran coşkun suları, dereleri, nehirleri aştılar köprülerle. Geçit vermez uçurumların sarp yamaçlarından, kartalların yuva yaptığı yüksek dağ geçitlerinden, gabanlanndan yürüdüler Kemaliye’nin.
Köprü kültürü türkülerine, manilerine, oyunlarına konu oldu Kemaliye’nin. Belki de yazılı tarihin geçerken para verilen ilk köprülerinden biri idi Jules Laurens’in 1849’da yaptığı resimlerine konu olan Eğin köprüsü. Kimi tarihçilere göre 500 baş deve, at, katır, eşşekden oluşan kervanlar tonlarca Ortadoğu ürününü bütün Osmanlı topraklarını katederekten Giresun’a kadar taşırken, yine Karadeniz yolu İle İstanbuldan gelen Avrupa malını yakın ve uzak şarka ulaştırdılar. SObin’e varan nüfusun yaşadığı 18001 ü yıllardan 19001ü yılların ortalarına dek sayıları binlere varan sarraf, el zanaatkarı, dokumacı, yemenici, dabakçı ve diğerleri bu işlek yolun üzerindeki zengin ticaretten yararlandılar. Yine bu kervanlarla Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinden Cumhuriyetin İlk yıllarına binlerce Kemaliye’li büyük şehirlere gurbetçi gittiler. Gurbetçilik Kemaliye’nin yakın tarihteki kültürüne o denli işlemişti ki tarihe yön veren devlet adamlarından, politikacılardan sanatkarlara, birçoğu Kemaliye’yi hayatında bir kez bile görmemiş ulusal değerleri babaannelerinden dedelerinden duydukları “goştiğim”, “anan köle oğul” nidalarıyla büyüdüler.
Taş işçiliğinin benzersiz örnekleri, mühendislik harikası köprüler, pınarlardan akan suların hayat verdiği vadiler manzumesi Kemaliye’nin köylerini biribirine bağladı. Karadeniz’den Malep’e uzanan ipekyolu’nun yan kolları yine bu köprülerle birbirine bağlandı.

kemaliye-kopruleri

Fırat’ın akar olmaktan çıkıp göle dönüştüğü, geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğinde, onlarcası suların altında kaldı tarihin sessizliğinde köprülerin. Sonra bir kısmı yeniden canlanan köprülerle hayat buldu yüksek dağ geçitleri. Şimdi yeni gerdanlıklar takma zamanı Fırat’ın mavi-yeşil sularına kavuştursun diye iki yakasını Kemaliye’nin. Asma köprüler, kemer köprüler ve yakın tarihin çelik konstrüksüyon, betonarme köprüler Kemaliye’yi birbirinden güzel köylerine, Anadolu’nun bağrına ve gurbete bağladı aynı zamanda.
Keban baraj gölü suları altında kalan onlarca estetik harikası onlarca asma köprünün yıllarca yenileri yapılamadı. Ne feribotlar ne kayıklar karda kışta kıyamette dertlerine derman arayan hastalara deva olamadı. Kemaliye’nin köylerinde dramlar yaşandı. Gurbete giden köyüne geri dönemedi. “Köprü” romanlara konu oldu. Kemaliye’nin köylüleri devletin kapılarını aşındırdı. Mele bir Başpınar Köprüsü vardı ki giderek yayılan Fırat’ın üzerinde ulaşılmaz bütçelerle yıllarca yapılamazlar arasında kaldı.

kemaliye-baspinar-koprusu

Her anı vatana hizmet gayretleriyle süren yaşamı boyunca hizmetleriyle adını Kemaliye’nin taşına toprağına yazdıran Vali Recep Yazıcıoğlu devlet vatandaş işbirliğinin müstesna örneklerinden biri olarak Başpınar Köprüsünü yapılamazlar arasından çıkarttı.

  • Kemaliye Tarihi Camiler

Orta Camisi 1898
Dörtyolağzı Camisi 1654
Kurtoğlu Camisi 1811
ihsaniye Camisi 1876
Koçan Camisi 1875
Embiyabey Camisi 1885
Bahçe Camisi 1836
Hacı Yusuf Efendi Camisi 1696
Memiş Efendi Mescidi 1803
Oçvahit Mescidi —
Emin Efendi Mescidi 1720
Hacı Emin Mescidi 1779
Vanlızade Mescidi 1831
Geriişla Köyü Camisi 1755

1892-93 tarihli salnameye göre kazasında 55, köylerinde 41 adet cami bulunmaktadır. Bunlardan en eski olanları Taşdibi ve Dörtyolağzı camisidir. Taşdibi Camisinin yapıldığı yerde daha evvel bir cami olduğu söylentileri kuşaklar arasında taşınarak günümüze kadar ulaşmıştır.

Doğa Turizminin Saklı Cenneti
Kemaliye, Ankara’nın doğusunda yer alan ülkemiz coğrafyasının merkezinde yer almaktadır. Bu konumuyla ister Kapadokya’dan yola çıkın ister Doğu Karadeniz yaylalarından aşağıya inin Kemaliye yarım günlük mesafede emsalsiz bir haftasonu gezisi için dahi soluklanabileceğiniz yakınlıktadır. Havza turizminin ülkemizde yeterince tanınmayan Divriği, Harput, gibi Kemaliye de geçmişimizin çok önemli ve etnografik öğelerini bünyesinde barındıran kentlerinden biridir.

Erzincan-Kemaliye arası 153 km. Araçla yaklaşık 3-4 saatlik yol diyebiliriz. Bu kadar az mesafe olmasına rağmen yol neden bu kadar uzun sürüyor? Çünkü engebeli dağlar sebebi ile viraj çok var. Dolayısı ile araçlar için yollar hıza elverişli değil.