10 Yıllık Bir Yolculuk

10 yıl önce bir kuyrukluyıldızı incelemek üzere Dünya’dan fırlatıldı. Bilimsel ekipmanların dışında, insanlığın bitmek bilmeyen merakını da içinde barındıran Philae, sonunda küçük hedefine vardı. Şimdi ise Güneş Sistemi’nin erken dönemlerine ait izler için bir kuyrukluyıldızın yüzeyinde. Güneş Sistemi’nin oluşumu, Dünya’daki suyun kökeni ve belki de bir çok şeyin başlangıcı konusunda bize ipuçları verecek.
67p
67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına inen Philae’yi taşıyan Rosetta uzay aracı, 6,5 milyar
kilometrelik yorucu yolculuğun ve uzayda geçirdiği 10 yılı aşkın sürenin ardından hedefine vardı.
Kuyrukluyıldızın etrafındaki yörüngede, Philae’nin inişi için en uygun koşulları hazırladı.12 Kasım
2014’te Türkiye saatiyle 10:35’te Rosetta’dan ayrılarak hedefine doğru alçalmaya başlayan kondu (yüzey iniş aracı), bir kuyrukluyıldız üzerine kontrollü olarak inen ilk uzay aracı oldu. Kuyrukluyıldızla
ilk temasın sinyali ise Türkiye saati ile 18:03’te alındı. Avrupa Uzay Ajansı’ndan bilim insanları Philae’nin ve Rosetta’nın gönderdiği verileri heyecanla incelemeye koyuldu. Philae’nin iniş manevrası son derece hassas ve hata payının sıfıra yakın olduğu bir dizi eylemden oluşuyordu. Bunlar için belirlenen zaman çizelgesinde eylemin başarıyla gerçekleştiğine dair sinyalin Dünya’ya ulaştığı an esas alındı. Yani zaman çizelgesini okurken, manevranın 28 dakika 20 saniye önce gerçekleştiğini düşünmeliyiz. Bu, bizden 510 milyon kilometre uzaklıktaki Rosetta’nın sinyallerini Dünya’ya ulaştırabilmesi için gereken süre.
philae-cometPhilae’nin inişi hayli zorlu geçti. İniş sırasında konduyu yüzeye sabitleyecek olan zıpkınlar ve itiş sistemi çalışmadı. Telemetri verilerine göre, kondu Türkiye saati ile 17:34, 19:25 ve 19:32’de olmak üzere yüzeyle üç defa temas etti. Bu Philae’nin durağan bir hal alıncaya kadar zıpladığına işaret ediyor.İlk temastan sonra 38 cm/sn hızla 1 saat 50 dakika boyunca, yaklaşık 1 kilometre kadar sürüklendi.
İkinci temastan sonra ise 3 cm/sn hızla sürüklenmeye devam etti. Philae yüzeye güvenle inmiş olmasına rağmen, kuyrukluyıldıza tutunmuş değil (bu, yüzey delme işleminin hayli zorlu geçtiği anlamına geliyor), fakat yumuşak bir yüzeye inmiş olabileceği tahmin ediliyor. Konumu itibarıyla aydınlanma açısından zayıf bir bölgede, yani Philae’nin üzerine yeterli güneş ışığı düşmüyor. Yaklaşık 1,5 saatlik aydınlanma süresi var. Daha önce inilmesi planlanan bölge, 12,4 saatlik kuyrukluyıldız gününde yaklaşık 7 saatlik aydınlanma süresi sağlayacaktı. Buna rağmen kondu, pil voltajı kritik seviyeye düşene kadar veri göndermeye devam etti. Kuyrukluyıldızın Güneş’e daha yakın bir konuma gelmesiyle güneş panellerinin daha iyi aydınlanma değerlerine ulaşacağı düşünülüyor. Bu olumsuzluklar dışında Philae’nin ana güç ünitesi, yığın hafızası ve bilimsel cihazları kusursuz olarak çalışıyor. Kuyrukluyıldızın kendi etrafında dönüşü sırasında yaşanan bağlantı kesilmeleri dışında iletişim ünitesinde de bir problem yok. Dünya ile veri transferi Rosetta üzerinden yaklaşık 28 Kbps (Kilobit/saniye) hızla gerçekleşiyor, bunun 2 Kbps’si araçların telemetri verilerini oluştururken 26 Kbps ise bilimsel veriler için ayrılmış. Bu, günlük kullandığımız internet hızına kıyasla hayli düşük bir hız. Bu hızda yüksek çözünürlükte bir fotoğrafın ya da bilimsel verilerin iletilmesi zaman aldığı için, bulguların ulaşması ve değerlendirilmesi biraz uzun sürüyor.

İlk Bulgular:
Şimdilik Philae yüzeyde derin bir uykuda, fakat uykuya dalmadan önce gönderdiği verilerde bilim
insanları organik moleküllerin izlerine rastladı. Bu moleküllerin ne kadar karmaşık olduğu önümüzdeki
günlerde yapılacak daha detaylı incelemelerle anlaşılacak. Diğer bulgulara göre ise kuyrukluyıldızın
10-20 cm derinliğinde ve kumtaşına benzer yüzeyinin altında donmuş halde su olabileceği düşünülüyor.