Ramazan ve Erzincan

0

Her yerde olduğu gibi Erzincan’da ‘On Bir Ayın Sultanı‘ için tüm hazırlıklarını tamamladı. Rahmet, bereket, aynı zamanda birlik ve beraberlik ayı olan Ramazan-ı Şerif heyecanının başlaması ile beraber kafalarda bir takım sorular cevaplarını arar oldu. Bir ay süresince Alemlerin Yaratıcısı Allah’a en iyi şekilde hizmet etmek için bu ayda ne gibi ibadetler yapılır? Erzincan’da teravih namazına saat kaçta gidilecek? Kur’an-ı Kerim’de On Bir Ayın Sultan’ı hakkında ne gibi ayetler vardır? Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in müslümanlara bu ayı müjdeleyen nasihatlerle dolu hadisleri nelerdir? Fitre ve zekat 2015 yılında ne kadar oldu? Kimler Fitre ve Zekat vermekle yükümlüdür, kimler yükümlü değildir? Oruç tutmanın fazileti, sağlığa faydaları nelerdir? Hangi durumlarda oruç bozulur, kabul olmaz?

Erzincan’da oruçlu geçen süre yaklaşık 16 saat 50 dakika olacak

Rahmet ayı Ramazan-ı Şerif’in ilk gününde en uzun süre Sinoplular, en kısa süre Hataylılar oruç tutacak. Kuzey şehri Sinop’ta vatandaşlar birinci günde 17 saat 37 dakika, en güneydeki Hatay’da ise 16 saat 38 dakika oruçlu kalacak. İlk günde İstanbullular 17 saat 26 dakika, Ankaralılar 17 saat 13 dakika ve Karslılar 17 saat 21 dakika açlık ve susuzluğa sabredecek. Erzincan’da ise bu süre 16 saat 50 dakika.

İlk teravih namazı 17 Haziran Çarşamba akşamı. İlk sahur ise çarşambayı perşembeye bağlayan gece.

Erzincan ilk sahurunu saat 02:50’de yapacak. Başkent Ankara’da da vatandaşlar ilk sahurlarını saat 03.15’te yaparken, oruçlarını saat 20.30’da açabilecek. Başkentliler ilk gün 17 saat 13 dakika oruç tutacak. Türkiye’nin en doğusu Kars’ta da ilk imsak 02.29’da ve akşam saat 19.50’de iftar olacak. Karslılar ilk gün 17 saat 21 dakika oruçlu kalacak. Ülkenin en batısı Edirne’de de ilk imsak 03.26’da, ilk iftar 21.00’da. Buna göre Edirneliler ilk gün 17 saat 34 dakika oruçlu kalacak.

Türkiye’nin en kuzeyinde yer alan Sinop’ta da ilk imsak saat 2.49’da ve ilk iftar 20.26’da olacak. Oruçlu kalma süresinin en uzun olduğu Sinop’ta vatandaşlar birinci günde 17 saat 37 dakika açlık ve susuzluğa sabredecek. Ülkenin en güneyinde bulunan Hatay’da ise ilk sahur 3.26’da, iftar 20.04’te. Coğrafi konumu nedeniyle Hatay, Türkiye’de oruçlu kalma süresinin en kısa olduğu kent. Güney şehrinde ilk gün 16 saat 38 dakika oruç tutulacak. Türkiye’nin ortalarında yer alan Kayseri’de ise ilk sahur saat 03.13’te. İftar sofrasına saat 20.14’de oturulacak. Kayserililer de ilk günde 17 saat 1 dakika oruçlu kalacak.

ERZİNCAN İMSAKİYESİ 2015
erzincan imsakiye 2015

  • Ramazan Ayı Başlangıcı: 18 Haziran 2015 Perşembe
  • Kadir Gecesi: 13 Temmuz 2015 Pazartesi
  • Ramazan Bayramı: 17 Temmuz 2015 Cuma

TERAVİH NAMAZI
erzincan namaz
Teravih namazı, Ramazan ayında kılınır ve yirmi rek’attır. Erkekler ve kadınlar için sünnet-i müekkededir. Hastalık veya yolculuk sebebiyle oruç tutamayan kimselerin de teravih namazını kılmaları sünnettir. Teravih namazının câmide cemaatle kılınması sünnettir ve sevabı çoktur. Evde de tek başına veya cemaatle kılınabilir. Ancak câmide kılmak daha faziletlidir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için Ramazan gecelerini ibadetle geçiren (teravih namazını kılan) kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.

Teravih Namazı Nasıl Kılınır ?

Teravih namazı, yatsı namazından sonra kılınır. Vitir namazı, Ramazan ayında teravihten sonra kılınır. Teravihden önce de kılınabilir.Yirmi rek’at olan teravih namazı her iki rek’atın sonunda selâm verilerek kılındığı gibi, dört rek’atta bir selâm verilerek de kılınır. Her iki durumda da namaza devam edilir ve yirmi rek’at tamamlanır.

İki Rek’atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı:

Yatsı namazının farzı ve son sünneti kılındıktan sonra teravih namazına başlanır. Namaz kıldıracak imam: “Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum” diye niyet ederek iftitah tekbirini alıp ellerini bağlar.İmam’ın arkasında kılan cemaat da “Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum imama” diyerek niyet eder ve imamın tekbirinden sonra “Allahü Ekber” diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar. Bundan sonra imam ve cemaat gizlice “Sübhâneke duası” okur. Sübhaneke’nin okunması bitince (cemaat ayakta başka bir şey okumaz), imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan Fatiha ve bir sûre okur. Cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaptıktan sonra ikinci rek’ata kalkılır. Burada yine imam gizlice Besmele, açıktan da Fatiha ve bir sûre okuyup cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaparak oturulur. Bu oturuşta imam ve cemaat “Ettehiyyatü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ile Rabbenâ ” dualarını okuyarak selâm verirler. Böylece iki rek’at kılınmış olur. Ayağa kalkılarak tarif ettiğimiz şekilde ikişer rek’at kılınmaya devam edilerek yirmi rek’at tamamlanır. Bundan sonra üç rek’atlı vitir namazı da cemaatle kılınır.

İki Rek’atte Bir Selâm Verilerek Teravihin Tek Başına Kılınışı:

Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya” diyerek niyet edilir ve aynen sabah namazının iki rek’at sünneti gibi kılınır. Yirmi rek’at tamamlanıncaya kadar ikişer rek’at kılmaya devam edilir, teravih bitince de vitir namazı kılınır.

Dört Rek’atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı:

1.rekat : Namazı kıldıracak imam ve cemaat yukarıda tarif ettiğimiz gibi niyet ederek iftitah tekbirini alır ve ellerini bağlar. İmam ve cemaat gizlice Sübhaneke’yi okuduktan sonra (Cemaat başka birşey okumaz) imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan Fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yaparak ikinci rek’ata kalkılır.

2. rekat : İmam gizlice Besmele’yi, açıktan Fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yapar ve otururlar. İkinci rek’atın sonundaki bu ilk oturuşta imam ve cemaat “Ettehiyyatü, Allâhümme salli ve Allâhümme barik” okur ve üçüncü rek’ata kalkarlar.

3. rekat:Hem imam, hem de cemaat gizlice Sübhaneke’yi okur. Sonra imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan Fatiha ve bir sure okur. Sonra rükû ve secdeleri yaparak dördüncü rek’ata kalkarlar.

4. rekat : İmam gizlice Besmele’yi, açıktan da fatiha ve bir sure okuyarak yine rükû ve secdeler yapılıp oturulur.Bu oturuşta da imam ve cemaat “Ettehiyyatü, Allâhüme salli, Allâhümme barik, Rabbenâ âtina….” okuduktan sonra selâm verirler. Böylece teravih namazının ilk dört rek’atı kılınmış olur.

Bundan sonra ayağa kalkılarak tıpkı tarif ettiğimiz gibi dörder rek’at kılınmaya devam edilerek yirmi rek’at tamamlanır. Her 4 rekatın sonunda salavat ya da dua ile ara vermek sünnettir.
Sonra da cemaatle vitir namazı kılınır.

Dört Rek’atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Tek Başına Kılınışı:

“Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya” diye niyet edilir ve aynen ikindi namazının sünneti gibi kılınır. Aradaki fark sadece niyetin değişik olmasıdır. Böylece dörder rek’at kılınarak yirmi rek’at tamamlanır. Bunun peşinden de vitir namazı kılınır.
erzincan namaz
2015 YILI FİTRE MİKTARI NE KADAR ?

Din İşleri Yüksek Kurulu 2015 yılı Ramazan Ayı’nda fitre miktarı açıklandı.
Malatya İl Müftülüğü’nden yapılan açıklamada “Din İşleri Yüksek Kurulu 2015 yılı Ramazan ayı başlangıcından 2016 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar en düşük sadaka-i fıtır miktarını 11,50 TL (on bir lira elli kuruş) olarak tespit edilmiştir” denildi.

Açıklamada, Fıtır Sadakası’nın, Ramazan Bayramına kavuşan ve temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların, kendileri ve velâyetleri altındaki kişiler için, yerine getirmekle yükümlü oldukları malî bir ibadet olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

Yoksulların ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmak suretiyle, toplumda karşılıklı sevgi ve kardeşlik bağlarının pekişmesine vesile olan bu mali ibadetin meşru kılınmasındaki temel hedeflerden biri, insanların paylaşma bilincini canlı tutmaktır. Bu sayede her Müslüman, ihtiyacı olan yoksullara az da olsa bir şeyler verebilmenin ve yardımlaşmanın sevincini yaşar. Bundan dolayıdır ki Fıtır Sadakası, zekâttan farklı olarak, daha geniş bir mükellef kitlesi tarafından yerine getirilir. Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığınca 2015 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2016 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar en düşük Sadaka-i Fıtır miktarı 11,50 TL (On Bir Lira Elli Kuruş) olarak belirlenmiştir.
Miktar belirlenirken Hadis-i Şerifler, ülkenin mevcut sosyal-ekonomik hayat şartları ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önüne alınmıştır.

Belirlenen fitre miktarının asgari miktar olduğu belirtilen açıklamada, fitrede verilecek meblağ konusunda da bir üst sınır bulunmadığı kaydedildi. Fitre konusunda ideal olanın, herkesin kendi hayat standartlarına göre asgari günlük gıda harcamalarına denk düşecek bir ücreti vermesi gerektiği belirtilerek söz konusu meblağın, gıda gibi ayni olarak veya para şeklinde nakdi olarak ödenebileceği de açıklamada yer aldı.
erzincan ramazan
ORUÇ TUTARKEN NİYET ETMEK!

Ramazan ayında oruca nasıl niyet edilir, saat kaçta niyet etmek gerekir, dua okunur mu ve sahura kalkmadan niyet edilebilir mi?

Oruç tutarken (niyet ederken) bugünkü veya yarınki ifadelerini kullanmak şart değildir. Gece yarısından önce veya sonra oruca niyetlenen bir kimse bugünkü orucu tutmaya diye niyetlenilebilir.

ORUÇ İÇİN NİYET ETMEK ŞART MI?

İbâdet niyet ile olacağı için, oruç ibâdetinde de niyet şarttır. Niyet, asıl insanın kalbindedir. Yarın oruç tutacağını bilmek ve içinden geçirmektir. Dil ile söylemek ise, şart olmamakla beraber sünnettir. Gece sahura kalkmak da niyet yerine geçer.

ORUCA SAAT KAÇTA NİYET ETMELİ?

Ramazan orucuna akşamdan itibaren ertesi günü kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Haliyle sahura kalkmadan da yatmada önce niyet ettiğiniz takdirde ertesi günü orucunuzu tutabilirsiniz. Ancak İslam alimleri sahura kalkılarak niyet edilmesini öneriyor.

ORUCA NİYET ETTİKTEN SONRA BOZARSAK NE OLUR?

* Bir kimse geceleyin herhangi bir oruç için niyet ettiği halde, imsâk vaktinden önce bu niyetinden dönse, bu dönme sahihtir.

* Ramazan-ı şerîfin her günü için ayrı niyet lâzımdır. Çünkü araya geceler girmekte ve her günün orucu, ayrı bir ibâdet sayılmaktadır.

* Bir kadın, henüz hayız hâlinde (adet dönemi) iken geceden oruca niyet etse, imsâk vaktinden evvel de hayız hâlinden çıksa, niyeti sahih olur, oruç tutması gerekir.

NİYET ETMEYİ UNUTURSANIZ ORUCUNUZ KABUL OLUR MU?

Hanefi mezhebine göre gece niyet etmeyi unutan kişi öğlene kadar niyet ederse orucu kabul oluyor. Şafii mezhebine göre ise niyetin vakti oruç farz olursa gecedir; gündüze bırakılmaz. Gece niyet getirilmediği takdirde bayramdan sonra gününe gün kaza etmek gerekiyor.

Maliki mezhebine göre Ramazan-ı Şerifin başında bir niyet getirilirse kafidir. Her gece niyet getirmek gerekmez.

ORUÇ TUTMANIN FAYDALARI:
erzincan sahur
Oruç, bize daima Allah’ı hatırlatır, sorumluluk duygusunu geliştirir. Bir ay boyunca devam eden bu manevî eğitim sonucu Allah korkusu kalblere iyice yerleşir, bunun olumlu tesiri ile de insan davranışlarını kontrol altına alarak her türlü kötülükten uzaklaşmış olur. Oruç, basit bir “aç kalma” olayı değildir. Onu sadece bu yönüyle değerlendirmek son derece yanlış olur. Oruç, köklü bir irade terbiyesi, insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, çirkin davranışlardan uzaklaştıran ve iyi huylar kazandıran bir ahlak eğitimidir.

Orucun mertebeleri:

Birincisi; imsaktan akşama kadar yemekten, içmekten ve cinsel arzulardan sakınmak suretiyle tutulan oruçtur. Bu oruç, şartları yerine getirildiği için sahihtir. Ancak orucun asıl gayesine ulaşmak için oruçlunun ikinci mertebeye yükselmesi lazımdır.

İkincisi; birinci maddedekilerle birlikte, kulak, göz, dil, el, ayak ve diğer organları günahlardan uzaklaştırmak suretiyle tutulan oruçtur. Çünkü bu, organlar üzerinde olumlu etkisini gösteren ve sahibine ahlakî faziletler kazandırarak gayesine ulaşan oruçtur.

Sağlık Açısından Oruç

Sağlam insanlara orucun hiç bir zararı yoktur. Aksine “Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz.” hadis-i şerifinde işaret edildiği gibi vücûda faydası vardır. Sindirim sisteminin 8-16 saat dinlenmesi, kendi kendini toparlaması çok faydalıdır.

Oruç normal sıhhatli olan insanlar için çok faydalı bir perhiz teşkil eder. Az yemek ve itidal ile yaşamak sonucu oruç tutanlar genellikle Ramazan Ayı’nda bir kaç kilo zayıflarlar. Bu suretle 11 ay zarfında vücutta depo edilen zararlı yağlar erimiş olur. Bu ise asrımızda herkese tavsiye edilen en önemli sağlık kuralıdır. Çünkü şişmanlık şeker hastalığına çok yakındır. Ayrıca damar sertliği, kalb hastalığı, tansiyon yüksekliği ve buna bağlı pek çok hastalığa müsait bir zemin hazırlar. Demek oluyor ki oruç, bütün bu dertlerden insanı koruyucu bir etki yapar.

Bu gerçeği, sadece bizim bilim adamlarımız değil, konuyu inceleyen yabancı bilim adamları da dile getirmektedir:

1940 Nobel Tıp Ödülü’nü kazanan ünlü bilim adamı, Dr. Alexis Carrel “L’Hamme, Cet İnconnu” adlı eserinde: “Oruç sırasında organizmalarda depo edilmiş besin maddelerinin harcandığını, sonradan bunların yerine yenilerinin geldiğini, böylece bütün vücutta bir yenilenme olduğunu ve orucun sağlık bakımından çok yararlı olduğunu.” söyler.

Oruç tutmakla bir süre nimetlerden uzak kalan kimse bunların değerini daha iyi anlar. Sahip olduğu nimetlerden bir süre uzak kalmak insana, onları daha iyi korumasını, israf etmemesini ve nimetleri kendisine veren Allah’a daha çok şükretmesini öğretir. Nimetlere şükür ise onların çoğalmasına vesile olur.

Allah Teala şöyle buyuruyor: “Andolsun, şükrederseniz elbette (nimetimi) artırırım.” Sabır, başarıya ulaşmanın en önemli şartlarından biridir. Sahip olduğu helal şeylere oruçlu olduğu için el sürmeyen kimse; iradesine hakim olmuş, nefsini zorluklara alıştırarak terbiye etmiş ve üstün bir meziyet kazanmış olur.

Böyle bir insan, sıkıntılar karşısında sarsılmaz, bunlara kolaylıkla sabreder ve güçlükleri yenerek başarıya ulaşır. Acılı ve üzüntülü durumlar karşısında sabır ve tahammül göstererek soğukkanlılığını korur.

Orucu Bozan ve Bozmayan Şeyler

Kasden yeyip içmek ve oruca aykırı olan işleri yapmak orucu bozar. Bu işlerin bir kısmı yalnız kazayı ve bir kısmı da hem kaza, hem de keffareti gerektirir. Bunlar açıklanacaktır.

Unutarak bir şey yemek ve içmek veya cinsel ilişkide bulunmak orucu bozmaz. Bu hususta farz, vacib ve nafile oruçlar arasında bir fark yoktur. Çünkü unutma ve yanılma ile yapılan işler bağışlanmıştır.

(Malikîlere göre, bunların her biri ile farz olan oruç bozulur, kazası gerekir. Çünkü orucun rüknü olan imsak kaybolmuştur.)

Yanılarak yemek yiyen bir oruçluya rastlanınca, bakılır: Eğer oruç tutmaya güçlü görülüyorsa, ona oruçlu olduğunu hatırlatmamak, tercih edilen görüşe göre, harama yakın mekruhtur. Fakat çok yaşlı ve zayıf kimse olunca, diğer ibadetleri sağlam yapabilmesi için, ona hatırlatılmaz. Uykuya dalmış bir kimseyi, vakti geçmeden namaz kılmak için uyandırmak da bir görevdir: Uyuyan özürlü sayılır; fakat uyandırmayan özürlü sayılmayacağı için günah işlemiş olur.

Uyku halinde bir şey yeyip içmek orucu bozar. Bu yanılma işi gibi sayılmaz.

Oruçlu olduğu halde yemek yiyen kimseye: “Sen oruçlusun” denildiği halde, hiç aldırış etmeyerek yemesine devam etse, sahih olan görüşe göre, orucu bozulur ve ona kaza gerekir.

Hata yolu ile yeyip içmek de orucu bozar. Bunun için, oruçlu olduğunu bildiği halde bir kimse, kasıd olmaksızın hata ile bir şey yeyip içse, abdest alırken boğazından aşağı su kaçsa veya ağzına yağmur ve kar taneleri düşüp midesine doğru gitse orucu bozulur ve üzerine kaza gerekir. Fakat oruçlu olduğu hatırında yoksa, bunlardan dolayı orucu bozulmaz.

Ağza su verip çalkaladıktan sonra ağızda kalan yaşlığın tükrükle beraber yutulması orucu bozmaz.

Yine insanın baş kısmından burnuna inen akıntıyı kasden içeri çekip yutması da orucu bozmaz.

Dişlerin arasından çıkan kan boğaza gidecek olsa, bakılır; Eğer az olur da içeriye geçmezse, orucu bozmaz. Çünkü âdet gereği bundan korunmak mümkün değildir. Çok olmakla beraber çoğunluğu tükürük teşkil ediyorsa, hüküm yine böyledir. Fakat çoğunluğu kan olur ve tadı duyulur bir halde veya kanla tükürük eşit bulunursa, yutulunca oruç bozulur. Çıkarılan diş için de bu haller geçerlidir.

Ağızdan dışarı çeneye doğru iplik halinde sarkan ve ağızdan kopup ayrılmayan ağız salyasını içeriye çekip yutmak da orucu bozmaz. Çünkü bu halde henüz ağızdan çıkmamış sayılır.

Bunun gibi, herhangi bir sebeble ağızdan çıkıp yine ağıza girerek boğaza giden bir su ile de oruç bozulmaz.

Kişinin konuşmakdan veya başka bir sebebden dolayı tükrükle ıslanmış dudaklarını emmesi, orucunu bozmaz. Çünkü bunda bir zaruret vardır.

Göz yaşı veya yüz teri ağıza girecek olsa, bakılır: Eğer bir ve iki damla gibi az bir şey ise, orucu bozmaz. Çünkü bundan kaçınmak mümkün değildir. Fakat tuzluluğu bütün ağız içinde duyulacak derecede fazla olup da oruç hatırda iken yutulacak olsa, orucu bozar.

Yenilmesi kasdedilmeyen ve kendisinden kaçınılması mümkün olmayan bir şeyin içeriye gitmesi orucu bozmaz. Onun için, ilâç olarak ağrıyan dişe konulan karanfilin tadı tükrükle boğaza kaçarsa, havada dağılan bir duman ve toz topraktan, öğütülen veya tokmakla döğülen şeylerden kalkan toz, orucu bozmaz. Uçan bir sineğin boğaza kaçması da böyledir. Fakat dişe ilâç olarak konulan bir nesnenin meselâ karanfilin yutulması orucu bozar.

Yine, oruçlu bulunduğunu hatırladığı halde, kokladığı bir “Buhurun Kokunun” dumanı içine gitse veya bir sineği tutup yutsa, orucu bozulur. Böyle bozulan bir orucu kaza etmek gerekir.

Renk veren bir iplik parçasını defalarca ağıza alıp çıkarmak orucu bozmaz. Fakat oruçlu olduğunu hatırlayan kimse, ağzına aldığı herhangi bir renkteki ipliğin tükrüğünü yutacak olsa, orucu bozulur.

Dişlerin arasında kalmış olan bir yemek kırıntısı yutulsa, bakılır: Eğer az bir şey ise, orucu bozmaz; fakat çok olursa bozar. Nohut tanesinden küçük olan şey azdır; nohut tanesi kadar olan şey de çoktur. Bu bir ölçüdür.

Dişlerin arasında kalan susam veya buğday danesi gibi pek az bir şeyi yutmak orucu bozmaz. Fakat böyle bir şey dışardan alınıp yutulsa, orucu bozar. Bu halde, tercih edilen görüşe göre, keffaret de gerekir. Ancak böyle pek az bir şey ağıza alınıp çiğnense oruca zarar vermez. Çünkü bu ağız içinde dağılır bir zerre haline gelir. Ancak bunun tadı boğaza giderse oruç bozulur.

Nohut büyüklüğünden az olup dişler arasında kalan bir şey, ağızdan çıkarılıp sonra yenirse orucu bozar. Ancak sahih olan görüşe göre keffaret gerekmez. Çünkü böyle bir şeyi yemek, olağan dışı bir iştir.

Bir kusuntu, kendiliğinden gelince bakılır: Eğer ağız dolusu olmayıp içeriye dönerse, ittifakla orucu bozmaz. Fakat içeriye döndürülürse, İmam Muhammed’e göre orucu bozar. Çünkü imsâk kaybolmuştur. İmam Ebû Yusuf’a göre bozmaz; çünkü bu az olduğu için abdesti bozmadığı gibi, orucu da bozmaz.

Fakat bu kusuntu ağız dolusu olup kendi başına içeriye dönecek olsa, İmam Ebû Yusuf’a göre orucu bozar. Çünkü bu, taharete engeldir. İmam Muhammed’e göre bozmaz; çünkü imsâk kasden terkedilmiş değildir. Ancak böyle bir kusuntu kısmen veya tamamen sahibi tarafından geriye çevrilirse, ittifakla orucu bozar.

Bir kusuntu, sahibi tarafından kasten getirilince bakılır: Eğer ağız dolusu ise ittifakla orucu bozar. Çünkü bu hal, hem taharete, hem de imsak’a engeldir. Bu halde, içeriye az çok bir şey dönüp gider. Bunun için orucun kazası gerekir. Fakat ağız dolusundan az olup da kendi başına geri dönerse, İmam Muhammed’e göre, orucu bozar. Çünkü bu imsake engeldir. İmam Ebû Yusuf’a göre bozmaz; çünkü az olduğundan taharete engel değildir.

Bu kusuntu, içeriye çevrildiği takdirde, hem İmam Muhammed, hem de İmam Ebû Yusuf’dan bir rivayete göre, orucu bozar. İmam Ebû Yusufdan diğer bir rivayete göre ise, bozmaz.

Yalnız yapışmak, öpmek ve oynamakla oruç bozulmayacağı gibi, yalnız bakmak ve düşünmek sonucu olarak inzal olmakla da bozulmaz. Bunun için bir kimsenin zevcesini öpüp okşaması ile onun orucu bozulmaz.

Yine, zevcesinin veya başkasının yüzüne veya herhangi bir uzvuna tekrar suretinde olsa dahi, bakması ile ve bakışından veya bunları düşünüşünden dolayı şehvetle akıntı olması ile de orucu bozulmaz.

İki yoldan başka herhangi bir uzva yapılacak temas sonunda inzal olmazsa, oruç bozulmaz. Fakat inzal olunca oruç bozulur ve yalnız kaza gerekir. El ile meni getirmek veya hayvan ve ölüye temasla olan inzal da böyledir.

Zevcesinin sıcaklığını duymayacak şekilde elbisesi üstünden tutmakla inzal olsa orucu bozulmaz, sıcaklığını duymuşsa bozulur.

Yine, bir kadın kocasını, inzal oluncaya kadar tutsa, kocasının orucu bozulmaz. Fakat bu tutması, kocasının teklifi üzerine ise, bu durumda orucunun bozulup bozulmamasında ihtilâf vardır.

Bir erkek zevcesini veya bir kadın kocasını öpüp de erkekden meni, kadından bir yaşlık belirse, bunların orucu bozulmuş olur, bundan dolayı da kaza gerekir. Kadın bu öpme sonunda bir yaşlık değil de, bir lezzet duyacak olsa, İmam Ebû Yusuf’a göre orucu bozulur. İmam Muhammed’e göre bozulmaz. Okşamak, el tutuşmak, boyuna sarılmak da, öpme gibidir.

Oruçlu olan kimse, büyük abdest temizliği yaparken, içeriye su geçmemesi için nefes alıp vermemelidir. Bu temizlik üzerinde aşırı gidilir de, su hukne yerine kadar ulaşırsa, orucu bozar. Hukne (lâvman için kullanılan) bir ilâçtır. Bunu kullanmaya “İhtikan” denir. Hukne için kullanılan özel alete de “Mıhkane Şırınga” denir. Bu şırınganın ucu, aşağıdan, (makaddan) nereye kadar yetişirse, oraya varacak kadar yapılacak bir istinca orucu bozar. Böyle bir istinca da pek az yapılabilir. Zaten bunun yapılması sağlığa zararlıdır.

İhtikan (şırınga yapmak), buruna ilâç akıtmak, kulağa yağ damlatmak orucu bozar ve kazayı gerektirir. Fakat kulağa giren su, orucu bozmadığı gibi, kulağa dökülen su da, tercih edilen görüşe göre orucu bozmaz. Bunun gibi, üzerinde kulak kiri bulunan bir karıştırıcının kulağa birkaç defa sokulup çıkarılması ile de oruç bozulmaz. (İmam Şafiîye göre bozar.)

Erkeğin tenasül aletine damlatılan su veya yağ, mesaneye kadar gitse bile, İmam Azam ile İmam Muhammed’e göre orucu bozmaz. Fakat mesaneye kadar gitmeyip de tenasül organı içinde kalırsa, ittifakla bozmaz.

Su veya yağ ile ıslanmış bir parmağın ön veya arka tarafa sokulması, oruç hatırlanması halinde olursa orucu bozar. Unutma halinde ise, bozmaz. Kuru bir parmağın sokulması, her iki halde de orucu bozmaz.

İnsanın derisinden içeriye sızan şeyler orucu bozmaz. Bunun için vücuda sürülen bir yağ veya yıkanılıp içeriye soğukluğu geçen bir su, orucu bozmaz.

Yine, göze dökülen bir ilâç orucu bozmaz, boğazda duyulsa bile… Göze sürülen bir sürme de böyledir, izi ve rengi tükürükte görülse de… Çünkü bunların böyle içeriye geçmesi derideki emişlerledir.

Oruçlunun kendi işi olarak ağzından başka, vücudunun herhangi bir kısmından içine tamamen sokulup kaybolan veya başkası tarafından sokulup vücuda yarar sağlayan herhangi bir şey orucu bozar. Bu hususta içeriye giden şeye bakılır, gittiği yola bakılmaz. Bundan dolayı bir kimsenin başkası tarafından herhangi bir uzvuna saplanıp vücutta kaybolan odun ve demir benzeri bir şey orucu bozar. Fakat böyle bir şeyin bir ucu dışarda kalmış olursa, orucu bozmaz. Bir parçası içeriye sokulmuş olan bir süngü veya bir odun parçası gibi…

Yine, iç boşluğa veya dimağa kadar uzayan derin bir yaraya konulan yaş bir ilâç, içeriye veya damağa kadar geçince orucu bozar, kazayı gerektirir.

Bu mesele, İmam Serahsî’nin “Mebsut” adlı kitabındaki açıklamasına bakılırsa, İmam Azam’a göredir. Bu esas üzerine denilir ki, Ramazanda gündüz vakti vücuda yapılan iğne de orucu bozar ve kazayı gerektirir. Çünkü bu, hem oruçlunun rızası ile yapılmakta, hem de vücudun yararına yapılmış bulunmaktadır. İğne aracılığı ile vücudda bir yol açılıyor ve böylece ilâç tam vücudun içine akıtılmış oluyor. Artık bu şekilde ilâcın içeriye girmesi, suyun deriden emilerek içeriye geçmesi gibi değildir. Bundan dolayı açık bir ihtiyaç veya zaruret bulunmayınca, iğneler iftardan sonra yapılmalıdır. İhtiyata uygun olan budur.

Hatta bir görüşe göre, başkası tarafından sokulup vücudun içinde kaybolan demir parçası gibi bir şey, vücudun yararına olmadığı halde, yine orucu bozar.

İki imama gelince, bunlara göre bir şey, tabiî yoldan içeriye gitmedikçe oruç bozulmaz. Çünkü oruç; “Yaratılışta bir yol ve kanal olan bir uzuvdan (organdan) bir şeyi içeriye sokmaktan kendini tutmaktır.” Biz böyle bir imsak ile emrolunmuşuz. Bu hususta geçici olan yol ve kanallara itibar edilmez.

Bunun için dışardan bir yaraya konulan ilâç, boşluğa kadar gitse de, orucu bozmaz. Vücudun derisini yırtarak içeriye gidip kaybolan bir demir, bir kurşun parçası hakkında da hüküm böyledir. Buna göre iğne ile de orucun bozulmaması gerekir. Evvelce, fetvahane tarafından da bu yolda fetva verilmişti. Fakat daima ihtiyat yolunun gözetilmesi iyidir.

Baştaki veya karındaki bir yaraya konulup yaranın ıslaklığı ile damağa veya boşluğa gitmeyen bir ilâçtan ittifakla oruç bozulmaz. Fakat böyle bir yaraya konulup damağa veya ileriye gidip gitmediğinden şübhe edilen sıvı bir ilâç, İmam Azam’a göre orucu bozar. Çünkü böyle bir ilâç âdet bakımından içeriye geçer. İki imama göre, bununla oruç bozulmuş olmaz. Çünkü böyle şübhe ile oruç bozulamayıcağı gibi, tabiî olmayan bir yoldan içeri giren bir ilâç ile de oruç bozulmaz

2015 RAMAZAN BAYRAMI TATİLİ:

İslam alemi için en önemli bayramlardan biri olan Ramazan Bayramı’nın ilk günü bu yıl 17 Temmuz Cuma gününe denk geliyor. 3 gün süresince resmi tatil yapılacak. Ramazan Bayramı’nın ilk günü 17 Temmuz Cuma günü, ikinci günü 18 Temmuz Cumartesi, üçüncü ve son günü ise 19 Temmuz Pazar günü kutlanacak.

Ramazan

 

Paylaş.

Yazar Hakkında

Erzincan’a ve Erzincanlı’ya dair paylaşmak istediğiniz ne varsa lütfen bize iletin. Beraber olmak ve haberdar olmak için buradayız.
info@erzincanyasam.com

Bir yorum bırak